Hayalet şehir

  Hiç yorum yok

 Hayalet şehir (yeni bir öykü)



Tarihin bilinmeyen bir zaman kesitinde küçük bir kasabada insanlar hergünkü sıradan yaşamlarına devam ederlerdi, sabah kalkıp işlerine akşam eve gelip tekrar ertesi günün benzer şekilde devam etmesi için sürekli dönüp duruyorlardı. Yaz mevsiminde ekilen bugdaylar, arpalar, tahıllar kış mevsiminde çokdan hasat edilmiş ve stogu yapılmış onlarla 4 ay gibi uzun bir süreyi geçiriyorlardu. Bu dört ayda erkekler kahvede kadınlar birbirlerinin evinde oturuyor sürekli konuşacak meşgul olacak bir iş ugraş buluyorlardı.

Günler yıllar böyle devam edip gitti tam 20 yıl boyunca bu tekdüze döngü devam etti içlerinden bu sıradanlıkdan bıkanlar bırakıp şehirlere göç ettiysede çogunluk gene devam ediyordu sıradan ve sıkılgan hayatlarına bazen dünyanın küre şeklinde oldugunu söyleyenler olduysa da çogunlugu gökyüzüne bile bakmaktan aciz olduukları için laf arasında geçiştirip gidiliyordu.

29 yılın sonunda küçük bir grup arkadaş aynı yılın ilbahar mevsiminde ellerinde sopalarla kırda koyun otlatırlarken uzaktan birsi onlara seslendi

Heey sşz koyunlarınızı derhal buradan çekin buraya tesis kuruluyor yoksa hayvanlarınız iş makineleri ile telef edilir.

Zayıf gelen sesi duymakta zorlanan iki arkadaş önce kulak kabarttılar ancak sonra biraz daha yaklaşma kararı alarak yanlarına gittiler baktılarki baretli iş kıyafetiyle sıradan bir işçi adam dedigi şeyleri tekrar etti ardından gördügünüz şu arazilerin çogu artık teknoloji bakanlıgı bünyesinde imar edildi bundan sonra buralara kimse giremeyecek dedi

Gençler baktı ne yapılacak buralara acaba ne tesisi yani

Hidroelektirk barajı yapılacak dedi 

iyi ama önceden bize de bişey söylenmesi gerekmezmiydi bunun için dedi kısa boylu arkadaşı 

adam baktı biraz durdu bizde ayrıntılarını bilmiyoruz hadi siz koyunlarınızı alın başka bir yerde otlatın dedi adam geri gitti ardından gençlerde koyunları toplayarak uzaklaştılar oradan.

zayıf ve kıvırcık saçlı olan uzun boylu arkadaşı çok merak etmişti iyi de bu köye dagın başına nasıl bir baraj yapılacakki etrafta zar zor akan bir dereden başka bişey yok hem onun akıntsısı bile kendisini zor taşıyor bunun için baraj ne için yapsınlarki dedi çok merak etmişti aradan iki gün geçtikden sonra dört arkadaş toplandılar

hasan ve halil necati ile hilmiye yaşadıkları durumu anlattılar hilmi 

iyide bunda merak edecek ne var artık her köyde oluyor böyle şeyler dedi

hasan baktı sanmıyorum arkadaşlar bence bu işin içinde biri iş var hem hatırlamıyormusunuz bir ay önce köyün üstünden bir yıldız kaymıştıda baya köye jandarmalar felan gelmişti. kesin bir iş var ama hadi hayırlısı diyelim

halil aslında hasan haklı geçen gün adama sordugumuzda biraz durdukdan sonra cevap verdi bı sıkıntı olmasa niye öyle yapsın adam.

necatı gülerek cevap verdi yok daha neler uzaylılar bizim kasabamızı fethetmeye geldiler bizimkilerde bu durumu taşıyamadıkları için incelemek için tesis kurdular saçmalamayalım arkadaşlar burası arizonadaki 56.bölgemi uzaylıları yakalayıp incelesinler.

necati baktı madem bu kadar iyi bi hayal gücün var gel,n cesaretiniz varsa gece gidelim beraber bakalım neymiş neciymiş bunlar dedi

...

Yaşayan dünyanın hazineleri

  Hiç yorum yok

Hayatının bir gerçeği : Değişim. Bazen elde olmayan sebeplerden dolayı… |  by M. Furkan Bakar | Türkçe Yayın | Medium

Yaşayan dünyanın hazineleri

 

Zaman neden vardır yada zaman gerçekten varmıdı eger varsa onu bizmi icat ettik yoksa bizden öncede o varmıydı, her insan zaman üzerine düşünmeyi yada konuşmayı sever ancak zaman insandan bagımsız hareket eden bir olgudur saatlerimiz takvimlerimiz güneşin ve yıldızların devinimlerini ölçerek oluşturdugumuz planlamaların basit araçlarıdır aslında 

kimse alarm kurmadan işine uyanmaz yada çok az kişi uyandıgında telefonuna yada saatine bakmadan önce pencereyi açıp gökyüzüne bakar. 

Neden insanlar zamanın önemini kavramaz?

çünkü gerçek degerin ne oldugunu bilmeyen her zihin o sandıgı şeyin gerçek bilgisine eremez.

Tutalımki kendinizi çok iyi bir bilim adamı yada ressam sanıyorsunuz ancak elle tutulur herhangi bir eserini yok ortada sadece tel adam bozması çizimleriniz sizin kendinizi picasso yada dali gibi hissettiriyor 

O zaman şunu düşünün bir kere o insanların çizdikleri resimler gerçekden güzel oldukları içinmi o insanlar ünlüler yoksa zamanında iyi resimler çizdikleri içinmi bugünkü konumlarındalar muhtemelen ikincisi.

Evet hepimizin zamanı kısıtlı ve o kısıtlı zamanda gelecege dair en kesin belirginligimiz ise yaptıgımız işlerde saklı kimse ölene kadar hep en iyisini yapamaz sonuçta biz bir makine degiliz sürekli aynı standartta bilgiler fikirler eserler üretemeyiz yada güncelleme atıp daa iyisini üretemeyiz.

Bir insan ancak kendisi istediginde tam bir yönelim kazanır eger bu yönelimi salt inançla yani degişmez inançla desteklenirse o zaman başarı elde edilir.

Birçok bilinçsiz kesim kaplumbaga gibi ilerledigi için başarılıdır ve kolay olan yolda budur ama çogumuz tembel oldugumu için hayatımızı degerli işlere degilde oyun ve eglenceye harcarız sistemin içerisinde bir çarksan yapacak çok işin olugunu sanarsın ancak birgün o toplum düzeni bozuldugunda bir makine için hayati deger taşıyan çarkın aslında o kadarda işe yaramadıgını anlarız  işte bu şekilde o degerli zamanın hesabı tutulmadan hayaller ve geçici ugraşlarla bir rüya gibi elimizden uçup gidişine üzülürüz.